11. Sinif Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları - Sayfa 111-119 (2012-2013 Biryay) Servet-i Fünun Döneminde Hikaye

26 Şubat 2013 Salı

11. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları - Sayfa 111-119 (2012-2013 Biryay) Servet-i Fünun Döneminde Hikaye 

4. Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler

A. Anlatmaya Bağlı Edebi Metinler
a. Hikâye
SAYFA 111
HAZIRLIK
ETKİNLİK 1
Sosyal olaylar, edebî eserlere yansıtılmalı mıdır? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.
Sosyal olaylar edebi eserlere yansıtılmalıdır. Çünkü edebi eserler yazıldıkları dönemin sosyal ve siyasi özelliklerini yansıtan önemli kaynaklardır. Bir eserde bireysel konular işlense bile edebi eser, dönemini yansıtmalı, döneminden kopuk olmamalı.

1. Yeni bir kültürle tanışmak bireylerin davranışlarını nasıl etkiler? Anlatınız.
Yeni bir kültürle tanışmak bireyin davranışını etkileyecektir. Bu olumlu ya da olumsuz yönde olabilir. Bireyin kendi kültürünü özümseme derecesiyle bağlantılıdır.  Tanzimat’tan sonra Batı kültürüyle tanışan toplumumuzda kişilerin davranışları, bakış açıları farklılık göstermiştir.
2. “Yerinde ve zamanında davranmak” sözünden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.
Davranışlar ve konuşmalar, yerinde ve zamanında olmalı. Yersiz bir davranış ya da konuşma, insanı zor durumda bırakabilir.
SAYFA 114
1. Okuduğunuz hikâyenin olay örgüsünü şemayla gösteriniz. Hikâyedeki kişilerin olay örgüsün­deki rollerini şemada uygun yere yazarak açıklayınız. Daha sonra kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini belirtiniz.
“Görücü” hikâyesinin olay örgüsü ve kişilerin olay örgüsündeki etkileri:
·                     Henüz on dört yaşında olan Seniha'ya ilk görü­cülerin gelmesi, Seniha’nın utangaçlığı
·                     Seniha’nın görücüler hakkındaki düşünceleri, evlilik ve eş konusundaki hayalleri
·                     Annesinin görücülere olumsuz yanıt vermesi
·                     Seniha yirmi yaşında ve evlilik umutları ile ev­lenmeden yaşlanma korkusu iç içe. Fakat annesi kimseyi beğenmiyor.
·                     Seniha yirmi altı yaşındadır. Artık içindeki emelleri kitaplarla, romanlarla bastırmaya çalışıyor. Ev­lenme umudu iyice azalmış. Artık karamsarlık ve içten içe büyüyen bir hayal kırıklığı var.
3. Seniha, ilk görücüler geldiğinde 14, hikâyenin sonunda ise 26 yaşındadır. Bu zaman diliminde Seniha’nın evlenme ve mutlu bir hayat sürme hayali iyice azalmıştır.
2. Hikâyedeki kişileri ve onların özelliklerini belirtiniz. Bu kişilerin benzerlerinin yakın çevrenizde olup olmadığını söyleyiniz.
2.
Seniha: Utangaç, çekingen bir kız. Hayattan kendisi için beklentileri var. Hayalinde yakışıklı ve soylu bir koca, mutlu bir evlilik var.
Seniha’nın annesi: Kızını çok seven, koruyan, gözün­den bile sakınan bir kadın. Bu koruyucu tavrı yüzünden, farkında olmadan kızının evde kalmasına neden olmuş­tur. Günümüzde bu tür anneleri sıkça görmekteyiz.
Görücüler: Kızın kusurlu bir yönü var mı diye dikkatle bakan, bakışlarıyla rahatsız eden ve genellikle orta yaş üzerindeki kadınlar. Seniha’nın duygu ve düşüncelerini en çok etkileyen kişilerdir.
Baba: Baba o dönemin sosyal özelliğine bağlı olarak görücü konusunda pek devreye girmez. Görücüler kızı beğenirlerse baba da erkek tarafını ve damat adayını sorup soruşturacak ve kararını verecektir. Bu kurallar günümüzde de birçok ailede uygulanmaktadır.
ETKİNLİK 2
Olayların geçtiği yeri anlatan sözcük veya sözcük gruplarını bulunuz. Bunlardan ha­reketle mekânın gerçeklik duygusu uyandıran bir yer olup olmadığını ve işlevini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları tahtaya sıralayınız.
Olaylar Seniha’nın evinde geçmektedir. Seniha’nın kendine ait odası vardır. Eser­de dış ortamdan söz edilmemiş. Bu dönemdeki hikâye ve romanlarda mekân olarak genellikle ev, konak gibi kapalı ortamlar yer almıştır.
3. Seniha, görücülerin karşısına çıkıp sandalyeye oturduğu ilk gün kaç yaşındaydı, hikâyenin so­nunda bu olayın üzerinden ne kadar zaman geçmişti? Bu zaman diliminin olayların akışında nasıl bir rol üstlendiğini açıklayınız.
Seniha, ilk görücüler geldiğinde 14, hikâyenin sonunda ise 26 yaşındadır. Bu zaman diliminde Seniha’nın evlenme ve mutlu bir hayat sürme hayali iyice azalmıştır.
4. Metindeki zaman ile yazarın yaşadığı dönem arasında nasıl bir ilişki vardır? Metinden örnekler­le açıklayınız.
Yazar, döneminin özelliklerini bu hikayede yansıtmıştır. 19. Yüzyıl Osmanlı toplumunda kadının fazla söz hakkının olmadığını bu hikayede görüyoruz.
5. Olay örgüsü, zaman, kişiler ve mekân arasında nasıl bir ilişki olduğunu birkaç cümleyle aşağıya yazınız.
Metnin olay örgüsü aradan zaman geçse de tekrar eden görücü merasimidir. Görücüler değişir, Seniha değişmez, annesi değişmez; mekan yine aynı mekandır. Değişen Seniha’nın duygu ve düşünceleridir, hayata bakışıdır.  Her yıl Seniha’nın umutları biraz daha azalır, hayal kırıklıkları artar. Buna sebep olan da annesidir.
SAYFA 115
6. a. Seniha’nın çocukluk hayallerini süsleyen ve yaşamak istediği duygu nedir? Bu duyguyu yaşa­yacağı sırada onu olumsuz etkileyeceğini düşündüğü duygular nelerdir? Seniha’nın bu duygulara kapılma­sının nedenlerini belirtiniz. Buradan hareketle hikâyedeki çatışma ve karşılaşmanın nedenlerini tartışınız.
Seniha, ilk zamanlar evlilik konusunda istekli ve heyecanlı iken görücü kadınların ezici ve küçümseyici bakışları onun bu heyecanını azaltmıştır. Annesinin kızını vermemek için direnmesi de Seniha’yı olumsuz etkilemiştir.  Eserde hayal-gerçek çatışması vardır.
b. Hikâyenin temasını söyleyiniz.
Tema: kararsızlık, titizlik
7. Seniha’nın yaşadığı duygular, düşüncelerindeki çatışmalar tüm insanların yaşadığı duygular mıdır? Bu duygu ve düşüncelerin hikâyede nasıl somut hâle getirildiğini açıklayınız.
Seniha’nın yaşadığı duyguları evlilik çağına gelmiş birçok kız yaşamaktadır.
8. Hikâyede yaşanılan tüm olayları ayrıntılarıyla ve sırasıyla veren, Seniha’nın on iki yıl boyunca yaşadığı tüm duyguları, düşünceleri, hayalleri aktaran, diğer kişileri de gözlemleyen, mekânı anlatan kim olabilir? Sizce bu anlatıcı, olayları hangi bakış açısıyla (nesnel, öznel) anlatıyor? Düşüncelerinizi söyleyiniz.
Anlatıcı yazarın kendisidir.
İlahi bakış açısıyla anlatılmıştır.
9. “O, bu görücüleri ince kumral bıyıklı, mavi gözlü nazik bir beyin müjdecileri gibi telakki ederek bir iki senedir o münevver rüyaları içinde ne kadar sevinmişti. ”
.. Seniha bu küllerle dertleşiyor gibi şiddetli bir dalgınlıkla gözlerini gittikçe kararan kö­mürlere dikerek saatlerce öyle kalır; sonra gecelerin bu ilerlemiş saatlerinde nagihani çıtırtı ile kendine geldiği vakit, çoktan soğumuş odasının vahşi havası içinde soğuk bir mezar yalnızlığı -ilelebet uzayıp gitmek tehdidini gösteren bir yalnızlık- onu türetirdi. Seniha, ihtidaları bu yal­nızlığı hiç aklına getirmezdi... ”
Yukarıdaki paragraflar, anlatım biçimlerinden hangilerine örnek olarak gösterilebilir? Bu anlatım biçimlerine hikâyeden ikişer örnek de siz bulunuz. Anlatıcının anlatımdaki tavrını, verilen paragraflardan yola çıkarak belirleyiniz.
Paragraflarda Seniha’nın iç dünyası, psikolojisi anlatılmış, betimleme yapılmıştır. Buna karakter portesi de denir. Anlatıcı, hikaye kahramanının iç dünyalarını tüm yönleri ile bilmektedir.
3.ETKİNLİK
I.             cümle: "... Seniha, validesinin çehresinde manidar bir tebessüm-i memnuniyet görünce artık tereddüt etmedi... ”
II.            cümle: "... Şimdi ağır ağır içilen kahvelerin her yudumunda işitilen şapırtı, kendisine bir şamar gibi azab-engiz geliyordu... ”
Yukarıdaki anlatımları kendi cümlelerinizle yeniden yazınız.
I.             cümle :
II.            cümle :
a.                  Yazarın cümleleriyle sizin cümlelerinizi anlatımın yalınlığı veya sanatlı oluşu açısından karşılaştırınız. Sonucu kısaca ifade ediniz.
Yazarın cümleleri bizim cümlelerimizden daha sanatlıdır. Dili de daha ağırdır.
b.                  Yazarın, kişilerin ruh hâllerini tasvir ve tahlil ederken kullandığı kelimelerin, anlatıma neler kazandırdığını açıklayınız.
Yazar, kişilerin ruh hallerini betimlerken sanatlı bir söyleyişe yönelmiş. Yazarın, tasvirlerinin başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Halit Ziya tarzı bir anlatım görülüyor.
10. Kitabınızda okuduğunuz “Görücü” adlı hikâye ve bu eserin yazıldığı Servet-i Fünûn Edebiyatı Dönemiyle ilgili edindiğiniz bilgilerden yararlanarak metin ve yazıldığı dönem arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Metin, yazıldığı dönemin dil, anlatım ve zihniyet özelliklerini yansıtıyor. Kadınların evlilik konu­sundaki durumları, kızların küçük yaşta evlen­mesi, evlenilecek erkekte soyluluk ve zenginlik aranması o dönemin sosyal özelliklerinden bazıları­dır.

Hüseyin Cahit Yalçın, Servet-i Fünûn topluluğunun ve kendisinin sanat anlayışını
“Servet-i Fünûn Edebiyatı umuma, avâma mahsus değildir. ” ve “Bütün gün ‘Sanat sanat içindir. ’ diye bağırırdık. cümlesiyle belirtmiştir.
a. Hüseyin Cahit Yalçın ile ilgili yukarıdaki açıklamadan, yazar hakkında edindiğiniz bil­gi birikiminden ve okuduğunuz “Görücü” öyküsünden hareket ederek yazarın fikrî ve edebî yönü hakkındaki düşüncelerinizi aşağıya sıralayınız.
b.                  Eserin, yazıldığı dönemin topumsal anlayışını nasıl yansıttığını açıklayınız.
Görücü usulü evliliğin olduğunu, evlilikte bütün söz hakkının anne babada olduğu, kızların küçük yaşta evlendirildiği…
1.  “Her yazar, çağının tanığıdır. Yaşadığı çağın havasını solur.” yargılarından faydalanarak okudu­ğunuz hikâye ile Hüseyin Cahit arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Yazar, “Görücü” adlı eserin kahramanı “Seniha”dan hareketle kızların görücü usulü evlilik karşısında çaresizliğini dile getirmek istemiştir.

SAYFA 117

1. “Görücü” ve “Yeğenim” adlı iki hikâyeden hareketle Servet-i Fünûn Dönemi hikâyelerinin oluşmasını sağlayan zihniyet hakkında bilgi veriniz.
Birincide hayal-gerçek çatışması, insanın hayal ve gerçek arasında kaldığı çıkmazlar; ikincide kuşaklar arasındaki davranış ve anlayış çatışmaları ortaya konmuştur.
2. “Yeğenim” adlı hikâyenin olay örgüsünü şema çizerek gösteriniz.
Hikâyenin olay örgüsü:
Yazarın yeğeninin tahsilini Paris’te tamamlayıp dönmesi
Yeğenin yaptığı masraflar karşılığında hiçbir işte başarılı olamaması
Alafranga zevkleri ve modayı ev içinde herkese benimsetmeye çalışarak evin düzenini alt üst et­mesi
Zonguldak’ta maden mühendisliğine gönderil­mesi, beş yıl sonra döndüğünde eski halinden eser kalmaması
3. Öyküdeki kişilerin özelliklerini belirterek olay örgüsündeki rollerini ve birbirleriyle olan bağlantı­larını açıklayınız.
Amca (anlatıcı): Oldukça zengin bir amca, doğruyu, yanlışı bilen biri.
Yeğen: Avrupa’da eğitim görmüş Batı hayranı, tembel ve züppe bir genç. Eğlenceye de çok düşkün. Yaptığı işlerde abartılı ve başarısız.
Hacı Bacı, Kâhya Kadın, Nâil Molla: Konakta yaşayan yardımcılar. Saygı ve sadakat duygusuyla Yeğen’nin aşırılıklarına alet olmaya razı olmuşlardır.
Ahçı İbiş: Gördüğü yanlışlıklara, Yeğen'in şımarık ve küstah tavırlarına isyan etmiştir.
4. Olayların geçtiği yeri belirten sözcükleri bularak yer isimlerinin sizde gerçeklik duygusu uyan­dırıp uyandırmadığını tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize sıralayınız. Mekânın olay örgüsündeki işlevini belirtiniz.
Olaylar konağın içinde geçer. Alt kat, üst kat mutfak, oda gibi mekân adları var.
5. Hikâyede anlatılan olayların başlangıcı ile bitişi arasındaki zaman dilimini belirten cümleleri bularak zamanın olay örgüsündeki işlevini açıklayınız.
Yazar, yeğeninin Paris’ten dönüşünden başlattığı hikâyeyi geçmişe doğru, beş yıl öncesine kadar sürdürür. Anlatılan olay ortalama beş yıllık bir zaman dilimini kapsar. Zaman unsuru yeğen için kötü bir başlangıç fakat gitgide olgunlaştıran bir süreç ola­rak işlenmiştir.
6. Paris’te tahsilini yapıp gelen gencin Batılı tarzda yaşamı taklit edişini, davranışlarını metnin yazıldı­ğı Servet-i Fünûn Dönemindeki yaşama biçimiyle karşılaştırınız. Sonucu birkaç cümleyle aşağıya yazınız.
Servetifünun döneminde Batı taklitçiliği ve alafran­galık düşkünlüğü aileleri olumsuz etkilemiştir. Gençlerde yaygınlaşan Batı tarzı yaşama isteği eski kuşağın temsilcileri olan anne ve babalar tarafından uygun görülmemektedir.
7. Olay örgüsü ile kişiler, zaman ve mekân arasında nasıl bir ilişki olduğunu açıklayınız.
Zamanın ve mekanın insan üzerindeki etkileri görülür. Paris’ten gelen yeğenin kimseyi dinlemeyip toplumun değerlerini görmezden gelerek kafasının estiği gibi hareket etmesi
Amcanın, yeğenini Zonguldak’a göndermesi sonucu yeğenin zor koşullar altında çalıştıkça aklının başına gelmesi
8. Eğitimini Paris’te yapan gencin; hangi davranışları ve düşünceleri amcasının şaşırmasına, tepki göstermesine neden olmuştur? Buradaki çatışma ve karşılaşmanın nedenlerini tartışınız. Ulaştığınız sonucu belirtiniz.
Yeğenin yüzüne krem sürmesi, bıyıklarını kalıpta tutması, ev içinde uygunsuz davranması, hizmet­çiler ve yardımcılarla kankan oynaması, amcasının şaşırmasına ve tepki göstermesine neden olmuştur. Çünkü amcası Osmanlı kültürüyle yetişmiştir. Amcası ile yeğen arasında kültür çatışması yaşanmıştır.
9. Hikâyenin temasını söyleyiniz.
Batı’yı yanlış anlama sonucu gençlerin düştüğü trajikomik durumlar
10. Batılı yaşama özenme, hikâyede kimin, hangi davranışlarıyla somutlaştırılmıştır?
Yeğenin yüzüne krem sürmesi, bıyıklarını kalıpta tutması, ev içinde uygunsuz davranması, hizmet­çiler ve yardımcılarla kankan oynaması vb. Batılı yaşama özenmenin somut örnekleridir.
11. Okuduğunuz hikâyeyi anlatan kimdir? Bunu belirten cümleleri gösteriniz. Anlatıcı, olayları, kişi­leri anlatırken kendi düşünce ve gözlemlerini de aktarmış mıdır? Açıklayınız.
Yazar, hikayeyi kahramanlardan birine (yeğenin amcası) anlattırmaktadır. Anlatıcı yeğeini anlatırken kendi duygu ve düşüncelerini de katmıştır. Yeğenini ilginç ve komik biri olarak görüyor.
12. Yeğenini anlatan amca, onun yeni hâlini nasıl tasvir ediyor?
Amca, yeğeninin yeni halini şöyle açıklamaktadır:
“Bizim yeğen bizim yeğenlikten çıkmış da acebül acaib bir makine şekline girmiş ...”
13. “...Paris’te tahsilini bitirdi ne demektir, bilir misiniz? Beni yedi bitirdi demektir...” “Bizim yeğen, bizim yeğenlikten çıkmış da acebül acâib bir makine şekline girmiş... ” “Bu vakadan tam beş sene sonra, o şampanya gibi kabına sığmayan yeğenim,
Zonguldak’tan avdet ettiği zaman ayran gibi sakin ve rakid, apışmış kalmıştı... ”
Yukarıdaki cümlelerde ve metnin diğer tasvir, tahlil cümlelerinde anlatıcının takındığı tavrı belirleyiniz.
Anlatıcı, alaycı ve eleştirel bir tavır takınmıştır.

14. Okuduğunuz hikâyeden ve yazarla ilgili edindiğiniz bilgilerden yola çıkarak Ahmet Hikmet’in fikrî ve edebî yönü hakkındaki düşüncelerinizi sıralayınız.
15. Ahmet Hikmet’le ilgili edindiğiniz bilgilerden hareketle hikâye kahramanı “amca”nın yazarın ken­disi olup olamayacağını tartışınız. Ulaştığınız sonucu nedenleriyle birlikte söyleyiniz.
 
YORUMLAMA-GÜNCELLEME

Türk hikâyeciliğinin Servet-i Fünûn’a kadarki gelişimi ile ilgili sunumunuzu arkadaşla­rınızla paylaşınız.

Aşağıdaki şemayı inceleyiniz. Servet-i Fünûn Dönemine ait okuduğunuz hikâyelerin (Yeğenim, Görücü, Ferhunde Kalfa) hangi geleneğe bağlı olarak yazıldıklarını şemada uy­gun yere yazınız.

“Maupassant ve Çehov” hikâye tarzıyla ilgili defterinize not ettiğiniz bilgileri arkadaşla­rınızla paylaşınız.

“Görücü” ve “Yeğenim” hikâyelerinde olay ağırlıklı bir anlatım mı, durum ağırlıklı bir anlatım mı vardır? Hikâyelerin hangi tarzda yazıldığını ilgili bölümü işaretleyerek belirtiniz. Daha sonra bu hikâye tarzlarının özelliklerini metinlerden hareketle söyleyiniz.
Bu hikayelerde olay ağırlıklı bir anlatım vardır. Maupassant tarzı hikayelerdir.
Maupassant
Çehov
Görücü
               X
Yeğenim
               X

1.            Grup sözüleriniz aracılığıyla, incelediğiniz halk hikâyesi, masal ve “Küçük Şeyler”in yapı, tema, dil ve anlatım yönünden özelliklerini arkadaşlarınızla paylaşınız.

2.            “Görücü” ve “Yeğenim” adlı hikâyeleri, daha önce incelemesini yaptığınız masal, halk hikâyesi ve “Küçük Şeyler” adlı eserlerle “yapı, tema, dil ve anlatım” yönünden karşı­laştırınız. Benzer ve farklı yönlerini de tespit ederek aşağıya sıralayınız.

Masal
Halk Hikâyesi
Küçük Şeyler
Görücü
Yeğenim
Yapı
Düz yazı
-miş'li geçmiş zaman kipi kullanılır. Kalıplaşmış sözler, tekerlemeler
Düz yazı-şiir
karışımıdır.
Düzyazı ve paragraf.
Eser dört farklı hikâyeden olu­şur.
Düz yazı
Düz yazı
Tema
Okuduğu­muz masalın teması
Okuduğu­muz halk hikâyesinin teması
Sıradan insan­ların büyük yalnızlıkları
Kararsızlık, kaybolan hayaller
Batı’yı yanlış anlama sonucu gençlerin düştüğü trajikomik durumlar
Dil ve Anlatım
Dil açık ve sadedir
Dil açık ve sade, anlatım coşkuludur.
Dil ağır ve süslü­dür.
Dil ağır ve süslü
Dil ağır ve süslü
Benzerlik­ler
Bu metinler olaya dayalı ve anlatmaya bağlı metinlerdir.
Farklılıklar
Temaları farklıdır. Masal ve halk hikayesi, halk edebiyatı geleneğini, diğer üçü Batı tarzı hikaye geleneğini yansıtır.
 

1. “Yeğenim” hikâyesinde olduğu gibi yurt dışında yaşamış bazı insanların oraya ait kültürü burada yaşamak ve yaşatmak isteğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Hikâyedeki amcanın bulduğu çözüm yerine siz nasıl bir yol önerirdiniz?
2. Bir işin başarıyla sonuçlanması için kararlılığın önemini açıklayan bir paragraf yazınız.
3. “Görücü” hikayesindeki Seniha’nın saf, tertemiz genç kızlık hayallerini ve hikâyenin sonunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yazar siz olsaydınız Seniha için nasıl bir son belirlerdiniz? Düşüncelerinizi belirtiniz.
4. Günümüzde görücü usulüyle evlenme, XIX. asırdaki gibi yaygın mıdır? Neden?
5. İncelediğiniz ve özetini çıkardığınız hikâyeden en çok hangisini, niçin beğendiğinizi söyleyiniz.

DEĞERLENDİRME
1. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
( Y ) Servet-i Fünûn hikâyelerinde mekân, masal ve destandaki gibi gerçeklik duygusu uyandır­maz.
( D  ) Servet-i Fünûn hikâyelerinde olay ağırlıklı anlatım esastır.
( D  ) Servet-i Fünûn hikâyelerinde anlatıcı, her şeyi bilen insandır.

2. Aşağıdaki cümlelerde bulunan noktalı yerlere doğru sözcükleri yazınız.
  
Masal, destan, halk hikayesi, mesnevi Batı tarzı hikâyelerden önce anlatma esasına bağlı türlerdi.
Servet-i Fünûn hikayecileri anlatımda gerçekçiliğe    ve  nesnelliğe      önem
vermişlerdir.
3. Zaman, mekân yönünden Batılı tarzdaki hikâyelerle destan ve masalları karşılaştırınız. Ulaştı­ğınız sonuçları sıralayınız.
Masallarda zaman ve mekan hayal ürünüdür. Destanlarda ise kimi zaman gerçek, kimi zaman hayal ürünüdür. Batı tarzı hikayelerde ise gerçek ve gerçeğe yakın zaman ve mekan unsurları vardır.

4. Servet-i Fünûn hikâyeleri için aşağıda verilen yargılardan hangisi yanlıştır?
A. Olaylar, yaşanmış veya yaşanma ihtimali olanlar arasından seçilmiştir.
B. Kişiler, gerçek yaşamdan seçilmiş tiplerdir.
C. Hikâyelerde kullanılan dil, günlük konuşma dilidir.
D. “Sanat için sanat” anlayışıyla kaleme alınmışlardır.
E. Halit Ziya, Hüseyin Cahit ve Ahmet Hikmet, Servet-i Fünûn’un önemli hikâyecilerindendir.

CEVAP: C 

0 yorum:

Yorum Gönder

 
 
 

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı